2017
Size biraz daha bizim buralardan bilgi vereyim. Dikkat edin, “bizim buralar” diyorum; yavaş yavaş aramızdaki buzlar eriyor yani. 🙂
Büyük bir sinema kompleksi var. Vizyon filmlerinin oynatıldığı çok sayıda büyük salonu bulunuyor. Tüm biletler sadece 3 dolar. Salı günü ise 1,5 dolar. Adı Marcus Value Cinemas. Ailecek Emoji filmine gittik. Çok uzun zamandır ailece bir filme gitmemiştik. Çok keyif aldık; en iyi tarafı da hepimiz için sadece 12 dolar ödemiş olmamız. (Perth’te en indirimli — Optus abonelerine — bilet 9 dolar. Ortalama sinema bileti ise 15 dolar.)
Bu hafta sonu Kemal ile birlikte çok iş hallettik. Ona bir oda kiraladık; Whitefish Bay denilen bir semtte. Çocuklu bir aile olduğumuz için, nereye yerleşeceğimizi tıpkı Perth’te yaptığımız gibi okullara bakarak seçiyoruz. O mahallenin okulları iyiymiş. Kemal geçici olarak (biz gelene kadar) kendine ait banyosu ve tuvaleti olan bir yerde kalacak. Ev sahibi odasını kiraya veriyormuş ve kendisi sık sık seyahat ediyor. Evin diğer katında yaşıyor; o yüzden umuyoruz Kemal rahat edecek.
Hayvanat bahçesine gittik. Yaprak döken ağaçlar bu mevsimde çok güzel bir renge bürünüyor. Doğası çok güzeldi. Hayvanlar Perth’tekilerden daha kara yazılıydı (Urfa deyimi yine). Yerleri dardı ve Perth’teki gibi eğitici şovlar falan yoktu. Kafeslerin arkasında sanki sahipsiz, kimsesiz duruyorlardı. Perth’te bakıcılar ve gönüllüler hayvanlara o kadar iyi bakıyor ki; etkinlikler yapılıyor, gösteriler düzenleniyor. Hele orangutanların alanları, dünyadaki en büyük özenle yapılmış muhteşem bir yapı. Orada bir community (topluluk) ruhu hissediliyor. Burada ise sanki ortalıkta bir tane bile görevli yoktu. Hayvanat bahçesinin içindeki kiosklar bağımsız üçüncü şahıslar tarafından kiralanıyor. Mini tren, pony binme, yüz boyama, karikatür, dondurma, teleferik vs. hep dışarıdan gelen, alakasız kişiler tarafından işletiliyor. Öyle olunca da Perth’teki hayvanat bahçesinin ruhunu ve güzelliğini burada bulamadık.
Bugün yine bilim müzesine gittik ailecek. Kızlar Design Lab denilen bir aktivitede saatler geçirdiler. Biz de Kemal ile taşınmanın detaylarını konuştuk. Çocuklar için tam da Mr. Maker usulü bir alan vardı: Bir duvar boyunca 40–50 çekmecenin içinde craft yapma malzemeleri bulunuyordu. Masalarda masking tape, hot glue gun, zımba, makas… ne ararsan var. Çocuklar, restoran menüsü gibi düzenlenmiş bir menüden istediklerini yapabiliyorlar ya da tamamen yaratıcı davranıp kendi istediklerini tasarlayabiliyorlar. İpek kendine çok süslü, üçgen bir yastık yaptı (sonra da bana 30 dolara satmaya çalıştı). Defne ise popsticklerden bir ev yaptı. Hot glue gun ile harikalar yarattı. Geri dönüştürülebilen malzemelerin ne kadar güzel bir şekilde kullanıma sunulduğunu görmek çok hoşuma gitti. Orada çoğunlukla Hintli aileler vardı. Çocuklu, normal, birlikte aktivite yapan “normal” (bak yine normal dedim!) aileler görmek güzeldi.
Oradan çıkıp berbere gittik. Kemal saçını kestirdi. Sonra aldığım bir saç ürününü iade etmeye gittik. Bir saç kremi alıp kullandım ama başka bir yerde çok daha ucuz fiyata gördüm; o yüzden iade etmek istedim. Utana sıkıla kasaya yaklaştım. Fiş olduktan sonra sana sordukları tek soru şu: “Kredi kartına mı iade edelim, nakit mi istersin?” Çabucak ve sorunsuz (burada “no fuss” diyorlar) iademi aldım ve çıktım.
Buranın en güzel yanı, gece yarısına kadar hatta bazen 24 saat açık dev süpermarketlerin olması. Saat 4’te ya da 5’te her yer kapanacak diye telaşa girmeye gerek yok. Non-stop alışveriş… Her saat, her zaman, her bütçeye uygun bir şeyler var. Yeter ki sen iste. Kapitalizmi yuvasında yaşayarak görüyoruz.
Yarın da Domes denilen bir yere gideceğiz. Botanik parkı gibi bir yermiş. Ha bu arada, her ayın ilk perşembesi şehir müzesi bedava. Her ay bir gün hayvanat bahçesi ücretsiz. Pazartesi günleri de bu botanik parkı Milwaukee residents için öğlene kadar bedava. Bazı akşamlarda sanat müzesi falan da ücretsiz oluyor. Böylece herkesin önemli yerleri en azından bir kere görmesi, bu imkâna sahip olması hedefleniyor. İyiymiş, bu da hoşuma gitti.
Buranın aktivitelerini gördükçe buraya daha çok ısınıyorum. Öyle ahım şahım değil ama birkaç yıl yaşanılabilir. Yaşam giderleri çok yüksek değil. Restoranlar açık, insanlar sokakta, alışveriş hep var. Perth’teki gibi insanlar kabuğuna çekilince ıssızlaşan sokaklar pek yok. Ama Perth’teki muhteşem plajları, elit görünümlü insanları, çocuk oyun alanlarını, yeşil ve konforlu parkları, açık hava barbeküsünü, piknik masalarını falan çok arıyor gözlerimiz.
Leave a comment
0 Comments