2017
Sonunda ben de Avustralya vatandaşlığımı, sade ama anlamlı bir törenle aldım. Sağ elimizi kaldırıp yasalara uyacağımıza söz verdik. Yan yana dizilmiş, birbirinden farklı insanlar… Hepimiz tam bir Benetton reklam panosu gibiydik. Kenya, Bangladeş, Fransa, Kanada, Türkiye… Herkes, kendine özgü aksanıyla belediye başkanının arkasından vatandaşlık yeminini tekrar ederken ortaya gerçekten çok komik ve bir o kadar da hoş bir manzara çıktı.
Tören bitiminde bize birkaç güzel hediye verdiler:
özel yapım bir gold coin (1 dolar değerinde), Avustralya’ya özgü bir saksı bitkisi ve bulunduğumuz bölgenin tarihini anlatan bir kitap. Üç ay içinde yapılacak seçimlerde artık oy kullanabilecekmişim.
Okulda işler yolunda. “Now my shoes fit more” diyebilirim; yani ayak uydurdum sayılır. Kemal ise bu aralar pek iyi değil. Sürekli rahatsızlanıyor, eklem ve kemiklerinde inflamasyon oluyor; kortizon iğneleri falan vurduruyor. :(
Kızlar okulda kulüplere yazıldılar. Coder Dojo ve STEM Girls kulüplerine haftada iki sabah, birer saat gidecekler. Bu da demek oluyor ki evden daha erken çıkacağız; saat 7.30’da okulda olmaları gerekiyor. İpek’in ayrıca bir Violin Ensemble’ı var; okul bandosunda çalıyor. :)
Kızlarımla çok gurur duyuyorum. Büyüyorlar; kıyafetler hızla küçülüyor. Okulda henüz baskı başlamadı ama birkaç haftaya ödevlerin yağmur gibi geleceğine eminim. Bu yıl bir de OSHC’den kurtulduk. “Okuldan sonra yapılacaklar” diye bir liste hazırladım; ona bakarak sorumluluklarını yerine getiriyorlar. Akşamları da haftada bir-iki kez mutfağa girip birlikte bir tatlı yapıyoruz.
Hayat işte…
Yavaş yavaş yerine oturuyor.
Leave a comment
0 Comments