2017
Perth’le yaşadığım saf aşk yerini yavaş yavaş şüpheye bırakmaya başladı. ABD’yi araştırdıkça, dünyanın bu kadar yalıtılmış bir köşesinde yaşamanın üzerimde yarattığı duyguyu daha çok fark ediyorum. Kendimi hafiften kapana kısılmış hissetmeye başladım.
Kafam çok karışık — sanırım her yazımda bunu söylüyorum. En iyisi klasik yöntem: pros–cons.
Yazın 10–15 gün aşırı sıcak olsa da, yılın geri kalanında harika bir iklimi var. Güneşli, ılıman ve insanı sürekli dışarı çıkmaya teşvik ediyor.
Trafik derdi yok. Uzak mesafeler bile insanın canını sıkmadan gidip gelinebiliyor.
Güvenli. Çocuklar sokakta oynayabiliyor. Kapkaç korkusu yok, taciz korkusu yok.
(Tabii bu biraz da semte bağlı.)
Nüfus az olduğu için kendini bir sürünün parçası gibi değil, daha çok birey gibi hissediyorsun. Alışverişte insanlar kibar, ilgili ve yardımsever.
Plajlar çok yakın. Yaşam kalitesi gerçekten yüksek.
Doğal güzellikleri çok fazla ve pek çok outdoor aktivite ücretsiz. Hiking, biking, trekking…
Göçmenlerden oluşan bir ülke olmasına rağmen, zaman zaman dolaylı da olsa yabancı olduğunu hissettiriyorlar.
Beş kişiyle tanışsan, üçünün mutlaka “nerelisin, nereden geldin?” diye sorması bir süre sonra yoruyor. Arsızlığa vurup takmamaya çalışıyoruz ama hafiften bir ırkçılık olduğu da inkâr edilemez.
İş imkânları çok kısıtlı. Ekonomi iyiye gitmiyor ve ciddi bir B planı yok. Ekmek aslanın ağzında.
Her yere uzak olmak bende garip bir psikoloji yaratmaya başladı. Sanki bir şeyleri kaçırıyormuşum gibi…
“I am missing out on something” sendromu.
Ev fiyatları yüksek, yaşam pahalı. Evimizin borcu 29 yıl sonra ancak bitecek.
İnternette Perth’le ilgili okuduğum şu yorum çok şey anlatıyor:
Cost of living in Perth is very high, there are not enough jobs. People are suffering quietly… Everything is so expensive.
Devlet işsizlere ve çocuklu ailelere yardım ediyor. Sağlık sistemi de (uzun bekleme sürelerini dert etmezsen) ücretsiz.
Bu sitedeki bazı yorumları okurken gerçekten güldüm. Kararı siz verin 🙂
https://www.numbeo.com/cost-of-living/in/Perth
Türk toplumu çok daha organize ve saygın bir konumda. Sosyal medyadan bile birbirlerini ne kadar aktif desteklediklerini görebiliyorsun.
Buradaki Türkler arasında çok sevdiğimiz insanlar var ama “gel, seni biriyle tanıştırayım, işine yardımcı olayım” diyen pek çıkmıyor. Yazarken üzülüyorum ama burada biraz “aman yakama yapışmasın” hâli var.
Sanırım bunun temel sebebi, imkânların gerçekten çok kısıtlı olması. Eğer Amerika’daki gibi fırsatlar burada da olsaydı, her şey çok farklı olurdu.
Dünyanın kalbi orada atıyor. Teknoloji, eğitim, yenilik… Güzel bir fikrin varsa, en tepedeki insana bile ulaşman mümkün.
İş imkânları çok fazla.
“Montessori teacher” diye aratınca Avustralya’da 3 ilan çıkıyor, Amerika’da yüzlerce.
“Turkish jobs” diye aratınca ise Türkçe bilmenin gerçekten bir avantaj olduğunu hissediyorsun.
Ev fiyatları daha ulaşılabilir. Yaşamın genel olarak daha ucuz olduğu söyleniyor.
Çocuklarım (inşallah) Amerikan üniversitelerinden mezun olacak. Bu da onlara dünyada pek çok kapıyı açacak.
Okullarda silahlı saldırılar…
(Belki önyargılıyım, çok derin araştırmadan yazıyorum ama izlenimim bu yönde.)
Her tür insan var: iyisi de, delisi de, sapığı da.
Sağlık hizmetleri pahalı. Emeklilik sistemiyle ilgili de kafam çok karışık; gerçekten var mı, yok mu?
Bu düşünceler kafamda biraz olsun yerine oturabilirse…
Ben artık yatmaya gidiyorum.
İyi geceler 🌙
Leave a comment
0 Comments