Marbling Art Logo
MENU
  • HOME
  • CONTACT
  • GALLERY
  • ART BLOG
  • ARTIST BIO
  • MARBLING WORKSHOPS
  • FAIRE MARKETPLACE WHOLESALE
  • TURKIYE'DEN UZAKTA
ETSY

Is yerinde verimlilik

Dec 13 2025 | By: Do Ebru Marbling

Share

2017

Yardımcım 60 yaşında. Yaşlı bir teyze demek belki kaba ama gerçek bu. Ben sınıfta atom karınca gibiyim; sürekli dönüp duruyorum, gözüm her şeyi görüyor, aynı anda altı yedi çocuğu idare edebiliyorum. O ise bir defada yalnızca bir çocukla ilgilenmeyi seviyor. Aklında yapılacakları tutmakta zorlanıyor; kendisinden beklenmeyen işlerde fazlasıyla hassas, ama sorumluluğu olan konularda aynı dikkati göremiyorum. Garip bir denge…

Üç yıldır bir şekilde yuvarlanıp gidiyoruz ama benim birçok şeye bozulduğum yüzümden de belli oluyor. Defalarca —abartısız yüz bin kere— “Çocukların çalışmalarını önce kontrol et, sonra imzala ve defterlerine yapıştır,” diyorum. Defterleri açtığımda kontrol edilmemiş, imzalanmamış pek çok çalışma görüyorum.
“Bu çocuklarla iki sayfa şu ödevi yap,” diyorum; çocukları alıp gidiyor, saatlerce ortada yok. O arada ben on öğrencinin dersini bitirmiş oluyorum.

Geçen sene zümre başkanı geldi, onu gözlemledi ve birçok eksik not etti. Üzerine alınmasın diye, “herkese söylüyormuş gibi” yapıp tüm eğitim asistanlarını toplayarak bir toplantı yaptık; beklentilerimizi anlattık. Bir süre sonra her şey yine eski tas, eski hamam…

Bardağı taşıran damla birkaç hafta önce oldu. Doktora gideceğim için okuldan erken çıktım. Çıkmadan önce bir öğrenciyi, bir isi tamamlamasi icin yan sınıfa göndermiştim. Yardımcım o çocuğu orada unutmuş. Herkesi göndermiş, okul sonrası etüde giden çocukları alıp götürmüş. Bizim zavallı çocuk —o da etüde gidecekken— yan sınıfta tek başına oturup beklemiş. En sonunda o sınıfın asistanı fark edip almış ama çocuk ağlamaklıymış yolda.

O akşam içime bir kurt düştü. Mesaj attım:
“Filanca öğrenciyi yan sınıftan aldın mı?”
“Hayır, unuttum. Yan sınıfın asistanı etüde götürdü, çocuk çok kötü görünüyordu,” dedi.

Yetmedi… Ertesi gün, onun nöbetinde iki anaokulu öğrencisi kavga etmiş, birbirlerini fena hâlde hırpalamışlar. Her şey gözünün önünde oluyor ama ben olsam tansiyonun yükseldiğini daha baştan hisseder, durdururdum diye düşünüyorum. O, ortaya çıkabilecek olumsuzlukları önceden görme konusunda yetersiz kalıyor.

Bu iki durumda da, veliler gelirse onlarla kendisinin konuşmasını istedim. Meğer buna çok alınmış. Müdür yardımcısıyla dertleşmiş. “Beni savunmuyor, hiç arka çıkmıyor, senin sorunun sen hallet gibi davranıyor,” demiş. Zümre başkanı gelip bana, müdür yardımcısının “seninle asistanının arasında neler oluyor?” diye sorduğunu söyledi. Oysa zümre başkanı her şeyi görüyor, yaşadığım sorunları birebir biliyor.
“Vesile onu çok yavaş buluyor, yeterince sorumluluk almıyor, sınıfta ona gerekli desteği vermiyor,” demiş.

Ben de yardımcımı çağırıp bir toplantı yapalım dedim. Bir sayfa dolusu madde yazdım. Önce müdür yardımcısına gittim. Yaşça benden büyük olduğu için asistana karşı açık açık konuşmakta zorlandığımı, “şunu yap, bunu yapma” demekten çekindiğimi anlattım. O ise neredeyse hiç inisiyatif almıyor, her şeyi benden bekliyor.

Müdür yardımcısı sakin bir tavırla,
“Boşver, çok takma kafana. Biraz sınıfta yalnız bırak, böyle öğrenir. Sana çok güveniyor, o yüzden kendi başına bir şey yapma ihtiyacı hissetmiyor,” dedi.
“İyi yanlarını da düşün,” diye ekledi, “çocuklara bir büyükanne hissi veriyor.”

Ertesi gün yardımcımla konuştum. Maddelerin üzerinden hızlıca geçtik. Büyük bir değişim olmadı elbette. Ama ben çok önemli bir ders aldım.

Türkiye’de çalışırken alıştığım şey şuydu: İnsanlar birbirini pek tutmaz, müşteri ve veli her zaman haklıdır. Bir hata olduğunda en zayıf halka hemen işaret edilir ve ilk tekmeyi o yer.
Burada ise tam tersi. Ne olursa olsun, personel her zaman haklı.

Zümre başkanını şikâyet ettiler; konu oldukça da haklıydı. Ama müdürün kadına fırça atması, kulak çekmesi bir yana, “Sakin ol, senin hatan değil, bunlar biraz garip,” demesi beni hâlâ şaşırtıyor.

Bilmiyorum… Bana çok garip geliyor. Kendi kendilerini mi tutuyorlar? Bir gün benim başıma bir şey gelse beni de tutarlar mı, emin değilim. Ama yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
“İşler iyi gitmiyor, öğrencilerimiz için daha iyisini yapabiliriz,” diyerek birlikte çalıştığın kişiyle çatışınca, sorun çıkaran, geçimsiz insan sen oluyorsun.
İşini kötü yapsan bile idareyle ve arkadaşlarınla iyi geçinirsen güvendesin.

Hmm…
Gerçekten ilginç.

Leave a comment

Leave this field empty
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
Submit

0 Comments

Previous Post Next Post

Archive

Go

Hello! Let's create something great together! - vesileyilmaz1@gmail.com (262) 327 6206  
Crafted by PhotoBiz
Marbling Art Logo
CLOSE
  • HOME
  • CONTACT
  • GALLERY
  • ART BLOG
  • ARTIST BIO
  • MARBLING WORKSHOPS
  • FAIRE MARKETPLACE WHOLESALE
  • TURKIYE'DEN UZAKTA
ETSY