2017
Tatile iki gün kaldı. ANZAC Day törenleri okulun son gününe denk geliyor ve gerçekten çok büyük, çok anlamlı bir tören yapılıyor. Okullar bu gün için özel çocuk kitapları bastırıyor, herkes yakasına kırmızı bir gelincik takıyor. Törenlerde konuşmalar yapılıyor, Last Post çalınıyor, çelenkler koyuluyor. Çocuklara hem tarih hem de saygı duygusu çok erken yaşta, çok sade ama etkileyici bir şekilde aktarılıyor.
Bir yandan da Easter, yani Paskalya geliyor. Ortalık tam anlamıyla bir çikolata yumurta seli… Herkes birbirine çikolata yumurta ya da tavşan hediye ediyor. Hatta öğrencilerimden biri, kendi bahçelerindeki kovandan bir kavanoz bal getirip bana Paskalya hediyesi verdi. Böyle anlarda insanın içi yumuşuyor.
Buraya daha önce yazdım mı bilmiyorum ama meğer burada çok büyük bir coaching / dershane furyası varmış. Bizim jeton biraz geç düştü. Pazar günü kızları almaya gittim; bir baktım, okul Hintli, Sri Lankalı, Asyali çocuklarla dolu. İçlerinde neredeyse hiç Avustralyalı çocuk yoktu.
Biz kuzu kuzu uyurken,
“Buranın eğitimi çocuğu bunaltmıyor, oyuna ve güzel karakter gelişimine odaklı, laylaylom…”
diye kendimizi avuturken, bazı aileler işi baştan çok sıkı tutuyormuş. Çocuklarının başarısını şansa bırakmıyorlar. Böylece çocuklar extension programlarına seçiliyor, ders çalışmayı ve ödev yapmayı bir yük değil, bir görev olarak görüyorlar. En önemlisi de güzel çalışma alışkanlıkları ediniyorlar.
Başta kızlar çok şikâyet etti. Hatta Defne bir gün tenefüste bayağı ağlamış; İpek yanına gidip onu teselli etmiş. Ama şimdi verilen ev ödevlerini merak ve heyecanla oturup yapıyorlar. Henüz bunalmadılar; zaten sadece bir derse katılıyorlar şimdilik.
İpek’in öğretmeni yılın başında,
“Ben ev ödevine inanmıyorum,”
demişti. Ama o cümleyle birlikte kızın motivasyonu da yavaş yavaş buharlaşıp gitmişti sanki. Şimdi en azından okuldan gelince birlikte odasına gidiyoruz. Persuasive text yazarken ben yanında oturuyorum. Zaten yazmayı çok seviyor.
Fark ettim ki, cocuklarimiz ne kadar çok çaba gösterirse, kendini o kadar huzurlu hissediyor. Ramazan ayında oruç tutmak gibi… Zor ama sonunda insan kendisiyle gurur duyuyor.
Şimdilik gidişat böyle.
Bakalım sonrası ne gösterecek.
Allah işimizi rast getirsin 🙂
Leave a comment
0 Comments