Marbling Art Logo
MENU
  • HOME
  • CONTACT
  • GALLERY
  • ART BLOG
  • ARTIST BIO
  • MARBLING WORKSHOPS
  • FAIRE MARKETPLACE WHOLESALE
  • TURKIYE'DEN UZAKTA
ETSY

Degisim

Dec 15 2025 | By: Do Ebru Marbling

Share

2017

Annemle babam tam zıt kişilikler!
Annem bir gün bana şöyle demişti:
“Kızım, evlendiğimiz günden beri ben babanı, baban da beni değiştirmeye çalıştı. Yıllar geçti; şimdi o benim gibi oldu, ben de onun gibi… Ama bu hâlimizle bile yine birbirimizden tamamen farklı insanlarız. Orta yolu bulamadık!”

Merak ediyorum… Kemal’le ben de mi öyle olduk acaba?

Ben işkolik, ölesiye çalışan, yaptığı iş ne olursa olsun hep beklentinin fazlasını vermeye çalışan biriyim. İtiraf etmekten çekinsem de, işim çoğu zaman hayatımı tamamen ele geçiriyordu. Ailemi, çocuklarımı ve en çok da kendimi ihmal etmeme sebep oluyordu. Hayatımın merkezinde işim vardı.

Kemal ise hep şunu söylerdi:
“Takma kafana. Mesleğini sev ama çalıştığın şirkete âşık olma. Çünkü onların seni ne zaman sevmeyi bırakacaklarını bilemezsin.”

Onun için iş, kendini üzmeye değecek bir şey değildi. İş yüzünden moralimin bozulmasını hiç anlayamazdı. İşle ilgili bir konuda kaygılandığımda, bana hemen gerçekten neyin değerli olduğunu hatırlatan konuşmalar yapardı.

Gel zaman git zaman Kemal Amerika’ya gitti. Ben de başka bir okulda, başka bir öğretmenin yanında staja başladım. Ve o stajda fark ettim ki…
Benim yaptığım şey normal çalışmak değil, resmen delilik.

Beynim sürekli “Bunu daha iyi nasıl yaparım?” sorusunu sormaya programlanmış. Böyle olunca da bu meslekte bana huzur yok. Kendimi durduramadığım için, normalden on kat daha fazla yıpranıyorum.

Yanında staj yaptığım öğretmen 25. yılında. Canlı, mutlu, hayat dolu. Mesleğini seviyor ama tükenmiş değil. Bunun sırrı ne biliyor musunuz?
Boş verebilmek.

Çocuklar mutlu, kendisi mutlu. Benim gibi her çocuğu bir sonraki adıma zorlamıyor. İsteyen resim çiziyor, isteyen boyama yapıyor.
“Yok, sen daha iyisini yapabilirsin, gel sana dört basamaklı sayıları toplatmayı öğreteyim” diye kasmıyor.

Ben de yavaş yavaş şunu anladım:
Çalışmak bana göre değil.

Ben sınır koymayı bilmiyorum. Bir adım geride durup “Bu yaptığım delilik mi?” diye düşünemiyorum. Veliler gece yarısı mesaj atıyor, hafta sonu fark etmiyor; hemen cevap veriyorum. Toplantı öncesi kimse bir şey yapmazken, ben sayfa sayfa not hazırlıyorum. Karnede herkes kes–yapıştır yaparken, ben her öğrenciye özel mesaj yazmak için günlerce uğraşıyorum.

Bu aralar okumaya başladım. İş–yaşam dengesi hakkında öğrenmem ve uygulamam gereken çok şey var. Artık içimde hafiften bir ses duyuyorum:
“Boş ver Vesile… Olmasa da olur. Yapmasan da olur. Zorunda değilsin. Takma.”

Bugün yan sınıftaki öğretmen bana,
“Valium mu aldın, çok leyla görünüyorsun” dedi.
Yok dedim, bir şey yok…

Öte yandan Kemal orada henüz ikinci pazartesine uyanırken, “Neden hâlâ iş bulamadım?” diye kaygılanmaya başlıyor. Ve ben kendimi ona, rahat olmasını, sabretmesini, hiçbir şeyi kafaya takmamasını söylerken buluyorum.

Keşke saatlerimiz uysa…
Bir fincan kahve eşliğinde uzun uzun konuşabilsek. Mutluluğunun, huzurunun, sağlığının her şeyden önemli olduğunu anlatabilsem. İş konusunda hiçbir şeyi dert etmemesini söyleyebilsem.

İş dediğin nedir ki zaten?
Benim telefonun öteki ucunda onun neşeli sesini duymam, her şeye bedel.

Leave a comment

Leave this field empty
This form is protected by reCAPTCHA to prevent spam and abuse. Information collected may be processed for security purposes.
Submit

0 Comments

Previous Post Next Post

Archive

Go

Hello! Let's create something great together! - vesileyilmaz1@gmail.com (262) 327 6206  
Crafted by PhotoBiz
Marbling Art Logo
CLOSE
  • HOME
  • CONTACT
  • GALLERY
  • ART BLOG
  • ARTIST BIO
  • MARBLING WORKSHOPS
  • FAIRE MARKETPLACE WHOLESALE
  • TURKIYE'DEN UZAKTA
ETSY