2019 Winter
Bundan 5 yıl önce minik kızlarım eteklerini bellerine tutturup okyanusun kıyıya vuran dalgalarıyla kovalamaca oynarlardı. Dalga geriye gittiğinde onlar suya doğru birkaç adım atar, dalga kabarıp üzerlerine geldiğinde çığlık çığlığa sahile doğru koşarlardı. İncecik altın kumlar üzerinde oluşan minik ayak izlerine hayran hayran bakardım; çünkü çok geçmeden köpüklü dalgalar o izleri silip her şeyi temize çekerdi...
Geçen gün de kristal gibi parlayan, göz kamaştırıcı karlar üzerindeki ayak izlerine öyle hayran hayran bakarken yakaladım kendimi. Bir göl kenarına yürüyüşe gittik. Soğuk ama güneşli bir gündü. Ağaçların dallarında incecik kardan çizgiler, tam damlayacakken donmuş damlalar, yeri kaplayan bembeyaz örtünün üzerinde geyiklerin ayak izleri... İpek ile Defne her zamanki gibi yan yana, kah konuşup anlaşarak, kah birbirlerini itip kakarak sallana sallana yürüyorlardı. Geride bıraktıkları ayak izleri, kumda bıraktıklarından çok daha büyüktü ama bir o kadar da güzeldi!
Hiç bozulmamış o tertemiz karların üzerinde yürürken hayatın bizim için kim bilir daha ne gibi planları olduğunu kestirmeye çalıştım. Siz dümende olsanız da bazen hiç umulmadık limanlarda bulabiliyorsunuz kendinizi. Daldığım düşüncelerden gürültülü bir motorun sesiyle uyandım. Buz donmuş gölün ortasında bir kadın, matkaba benzeyen bir makineyle buzda delikler açıyordu. Bir anda bütün dikkatimiz oraya yoğunlaştı. Gölün kıyısına gidip kadını izlemeye başladık. Kadın, bizim ayağımızın ucunu değdirmekten bile korktuğumuz gölün ortasında güvenle yürüyordu. Gürültülü makine döne döne buzu deliyor, kadının hemen ayağının dibinde büyük bir tencere kapağı genişliğinde delikleri göz açıp kapayıncaya kadar açıyordu. Buzda balık avlamak burada büyük bir tutkuymuş. Güzüne vuran kış güneşi eşliğinde, sim dökülmüşçesine pırıldayan ağaçların çevrelediği küçük gölde oltaya vuracak balığı sabırla ve keyifle beklemek...
Leave a comment
0 Comments