2017
Haftaya nasıl başladığımız, haftanın nasıl bittiği çoğu zaman belli olmuyor.
Sabah 6.40’ta uyanıyorum. Son hızla çocuklara kahvaltı ve beslenme hazırlıyorum. Haftada yaklaşık iki gün kahvaltıda cereal yiyorlar; burada çeşit o kadar fazla ki hiç sıkılmıyorlar. Diğer günler tost, omlet gibi hızlı kahvaltılar yapıyoruz. Beslenmelerine ton balıklı ya da peynirli sandviç, nuggets, makarna, pizza, meyve gibi şeyler koyuyorum.
Defne’nin okulunda Crunch and Sip diye bir uygulama var. Derste acıkan çocuklar küçük beslenme kutularını alıp, ellerini üstlerini batırmadan kolayca yiyebilecekleri sebzeleri ya da meyveleri yiyorlar. Su şişeleri de yanlarında; istedikleri zaman su içebiliyorlar. Biz genelde küçük dilimlenmiş havuç ya da elma veriyoruz.
Saat 7.30–7.40 arasında evden çıkıyorum. İşe gitmem 30–35 dakika sürüyor. Yolumu seviyorum; BorrowBox’tan ödünç aldığım sesli kitapları dinliyorum. En son The Bamboo Stalk’ı dinledim, çok beğendim. Trafik güvenli ve stressiz; korna, tehlikeli sollama, makas atan kimse yok.
İpek pazartesi günleri benimle birlikte çıkıyor çünkü 7.30’da başlayan violin çalışması var; onu ben okula bırakıyorum. Salı sabahı STEM Girls var; Kemal gönüllü olarak gidip deneylere yardımcı oluyor. Çarşamba Defne’nin running club günü. Okulun devasa yeşil bahçesinde koşu turları atıyorlar. Beden eğitimi öğretmeninin çocukları aktif tutmak için başlattığı bir uygulama. Her hafta attıkları tur sayısı not ediliyor; dönem sonunda assembly’de sertifika alıyorlar. O yüzden çarşamba Defne de benimle geliyor, onu okula bırakıyorum.
Perşembe sabahı ekstra bir şey yok. Cuma günleri kızlar babalarıyla 7.30’da okula gidiyorlar çünkü Coder Dojo kulübü var. Kemal orada çocuklara programlama konusunda yardımcı oluyor. Normalde okul 8.30’da başlıyor ama bu sabah kulüplerine gitmelerini istedik; onlar da sevip alıştılar.
(Not: Kulüpler okulun hizmeti ve ücretsiz.)
Okul zaten iki yudum çayı üst üste içemeyeceğim kadar yoğun. Çoğu zaman çay boğazımda kalıyor; etrafımda sürekli soru soran çocuklar varken rahatça bir şeyle ilgilenmek zor. Yardımcımla ilgili kafama takılan bazı şeyler de var; işleri pek kolaylaştırmıyor. Sonuçta okul çok dolu ve hareketli.
Saat 3.30’da zil çalar çalmaz yola çıkabilirsem; 4 gibi evde oluyorum. Eve gelir gelmez çocuklara ödevlerini yaptırıyorum. Aslında bu büyük bir fark yarattı. Eskiden “Hadi ödevlerinizi yapın” diye dırdır ederdim. Şimdi Defne’yle birlikte oturuyoruz, ödevlerini beraber yapıyoruz. İpek violin çalışmasını benimle yapıyor; diğer ödevlerinde çoğunlukla bağımsız. Bu beni dırdır etmekten kurtardı; Defne de spelling çalışmaları sırasında yanımda oturmamdan çok hoşlanıyor.
Zaten her gün 30 dakika okuma ödevi var. Reading log’larına yazıyorlar, ben de imzalıyorum.
Ödevlere göre yemeği bazen Kemal, bazen ben hazırlıyorum. Genelde bir gece önceden kalan yemekleri ertesi gün öğle yemeği olarak işe götürüyoruz. O yüzden her akşam mutlaka yemek yapmak gerekiyor. Benim yemeklerim en fazla yarım saat sürüyor; Kemal çok daha özenli çalışıyor, çeşit yapıyor; onun mutfak süresi bazen 1,5 saate kadar çıkabiliyor.
Ödevler bitince çocuklar dışarı çıkıp arkadaşlarıyla oynuyorlar. Pazartesi akşamları 5.30–7.00 arası izciliğe gidiyorlar. Satmaları için iki koli bisküvi vermişler. İpek neredeyse hepsini sattı; sadece dört kutu kaldı. (İlk dört kutuyu biz aldık tabii 😄) Mahallede tanıdığımız evlerin kapılarını çalıp satmışlar. Hepsini satarlarsa 58 dolar olacak; para izciliğe gidiyor, onlar da çocukları kamp gibi etkinliklere götürmekte kullanıyor.
Defne her dışarı çıktığında scooter’dan ya da bisikletten düşüyor; eli dizi yaralı bir halde içeri giriyor, biraz ağlıyor, sonra tekrar çıkıyor. Kapı hep açık; İpek giriyor, Defne çıkıyor… Havalar soğumadan böyle vakit geçirmeleri beni mutlu ediyor.
Yanımıza yeni birileri taşındı. Kadın uçan hemşireymiş 🙂 Kemal’e söyleyince “Niye, uçuyor mu?” diye güldü. Helikopter ambulans hemşiresi yani. Biraz suratsız gibi duruyordu; geçen gün hoş geldiniz demek için tiramisu götürdüm.
Bu aralar Gumtree’den işimize yaramayan, gereksiz eşyaları satmaya başladım. Evi sadeleştirmek istiyorum.
Yarın Lane Poole Reserve’e gidiyoruz. Umarım su çok soğuk değildir ve girebiliriz.
Şimdilik haberler bunlar.
Leave a comment
0 Comments