2018
Bugün Defne’nin sınıfı Nature Center’a geziye gitti. Ben de gönüllü anne olarak onlara katıldım. Buraya özgü kuş türlerini bize anlatan çok eğlenceli bir amca eşliğinde, karlı bir ormanda yaklaşık 40 dakika yürüdük. Kıpkırmızı kardinal kuşunu öğrendik. Göğsü kırmızı olan robin’i ve küçük ama tam bir baş belası olan bluejay’i gördük. Amca bana organik tavuk ve hindi yumurtası hediye etti.
Kendime kulakları ve ağzı da kapatan kürklü bir başlık ve ekstrem havalara dayanıklı bir eldiven almıştım; bu yüzden dışarıda hiç üşümedim. Eğlenceli, güzel bir gündü. Eve geldiğimde migrenim geçmişti ama (sanırım karın beyaz parlaklığından). Öğleden sonra iki saate yakın uyumuşum, çok iyi geldi.
Sonra kızları okuldan ben aldım ve İpek’i keman dersine götürdüm. Geçtiğimiz hafta sonu seçmelere girmişti.
“Bilmiyorum anne, bence kötü çaldım. Herhalde seçilemem. Birkaç kere yanlış yaptım ve tekrar tekrar baştan başladım,” dedi.
Sonuçta ne olacağını bilmiyoruz. Haziran’da sonuçlar açıklanacakmış. Binlerce çocuk girmiş seçmelere.
Akşam Ruby Tuesday’de yemek yedik (ipucu: Salı günleri kids eat free). Sonra eve geldik. Biraz LinkedIn profilimi düzenlemekle uğraştım. Ardından da sizleri çok ihmal ettiğimi düşünüp birkaç satır yazmak istedim.
Hayat nasıl gidiyor derseniz… EKG gibi: bir gün dipteyim, bir gün tavanda. Burayı bir gün seviyor, bir gün nefret ediyorum. Duygularım biraz durulsun diye de aklımdan geçen her şeyi yazmıyorum. Çünkü biliyorum: göçmenlik psikolojisi bu… Zamanla her şey daha iyi olacak ve buraya da alışacağım.
Leave a comment
0 Comments