2017
Geçtiğimiz hafta sonu da bir öncekini aratmayacak kadar yoğundu. En son Stuffocation kitabını dinledikten sonra, insan hayatında eşyaların değil tecrübelerin ne kadar önemli ve kıymetli olduğunu çok daha iyi anladım. Bu farkındalıkla hayata bakışım biraz değişti. Artık maceralara daha kolay “evet” der oldum. Hal böyle olunca günler de ister istemez dolu dolu geçiyor.
Geçtiğimiz cumartesi akşamı Ertanlardaydık. Çocuklar havuza girdiler, kocaman köpekleriyle oynadılar; keyifleri yerindeydi.
Pazar günü Alkimos’ta Sevinçlere gittik. Nihal ablalar ve Fatoşlar da oradaydı. Göçmen ailelerin çocukları üzerine uzun uzun konuştuk. Zeliha’nın söylediği bir şey özellikle dikkatimi çekti:
Çocukların hayatındaki en önemli şeyin, başarının anahtarının güçlü bir kimlik bilinci olduğunu öğrendim.
“Ben Türk’üm”, “Ben Avustralyalıyım” ya da “Ben çift milliyetliyim” diyebilirler; ama çocuk ne olduğundan emin değilse ve kendine ait hiçbir kimliği sahiplenemiyorsa, bir oraya bir buraya savruluyor, mutsuz ve başarısız oluyormuş.
Pazar akşamı Fatoşların evinde kaldık. Okey oynadık… ve yenildik! 🙂
Bir de sağ olsunlar, derin dondurucularını bize verdiler; bizimki küçük geliyordu.
Pazartesi İşçi Bayramı olduğu için tatildi. Derin dondurucuyu arabaya yükleyip sabah 11 gibi eve döndük. Defne’nin bir arkadaşı da oynamaya geldi.
Pazartesi akşamı Aylinleri yemeğe çağırdık. Annesi Türkiye’ye gitmeden önce görüşmek istedik. Evi temizlemek, silip süpürmek biraz zaman aldı. Arka bahçe mobilyalarının üstü kapalıydı; onları açıp ortamı hazırladık. Kemal Beyrut restoranından meze aldı, böylece yemek hazırlığı biraz daha kolaylaştı.
Bu arada Falling into Honey kitabını (audiobook) bitirdim. Yunanistan’ı öyle bir anlatıyor ki, insan bir ömrünü orada geçirmek istiyor. Ardından Elif Şafak’ın Meryem’in Üç Kızı kitabına başladım. Şimdilik sadece bir saat dinledim (okula gidip gelirken) ama daha şimdiden Türkiye’nin insanı yoran hâllerinden pek çoğuyla karşılaştım: işkenceler, sapıklar, tecavüzcüler, kapkaççılar… Keşke bu kadar karanlık anlatmasaydı. Bir yabancının gözünden bakıldığında pek de iyi bir “reklam” değil.
Bugün okuldan çıkarken, yan sınıfa yeni başlayan bir çocuğun annesi yanıma geldi. Burada yazmak show’a kaçar ama kendime not düşüyorum: çok gururumu okşayan şeyler söyledi.
Çok mutlu oldum. 🌱
Leave a comment
0 Comments