2018
Türkiye ziyaretimiz heyecanla başladı, hüsranla sonuçlandı. İlk birkaç hafta iyiydi. Annem, biz gittiğimizde sigarayı yeni bırakmıştı. Ancak birkaç gün geçmeden, “Huzurunuzu kaçırmayayım ama sigarayı bırakınca moralim bozuluyor,” deyip yeniden sigaraya başladı.
Hava bir öyle bir böyleydi. Büyük bir sel geldi; köyde her yer çamura battı, tarlalar göle döndü. Yağmurdan sonra çocuklarla sel yatağını araştırırken çakmaktaşından yapılmış bir el baltası bulduk. Ablam bunu bir arkeolog arkadaşına götürdü. Kadın, el baltası üzerine yayın yapmaya karar vermiş; çok eski dönemlere ait, orijinal bir parça olduğunu söyledi.
2–3 hafta sonra Kemal de geldi. Doğrudan Tarsus’a gitti. Ben de çocukları alıp kayınvalideleri ziyaret edelim diye oraya geçtim. Kemal iş yerinden uzaktan çalışma izni almıştı ama Amerika saatiyle Türkiye’de çalışmak hiç planladığımız gibi olmadı. Geç saatlere kadar çalışmak zorunda kaldı, internet bağlantısı da sorunlu oldu. Kendi deyimiyle verimsiz bir haftaydı.
Biz oradayken Kemal’in anneannesi vefat etti. Bunun dışında da çok üzücü olaylar yaşandı. Tüm bunların üzerine bir de kızlar ve ben hasta olduk. Yirmi gün boyunca iğne ve antibiyotikle zar zor ayakta durduk. Normalde Türkiye’den hep kilo alarak dönerken, bu kez 3–5 kilo vermiş olarak döndük. Kısmet… Önceki Türkiye ziyaretlerimiz çok güzel geçmişti; bu da böyle oldu, ne yapalım dedik.
Amerika’ya döndüğümüzde Temmuz’un son haftasıydı…
Leave a comment
0 Comments