Marbling Art Logo
MENU
  • HOME
  • MARBLING WORKSHOPS
  • FAIRE MARKETPLACE WHOLESALE
  • TURKIYE'DEN UZAKTA
  • GALLERY
  • ART BLOG
  • ABOUT
    • THE ARTIST
    • EBRU
  • CONTACT
ETSY

Olum Korkusu

Wednesday, January 14, 2026 | By: Do Ebru Marbling

Share

2018

Arkadaşlar,

Hayat son hız akıp gidiyor. Memorial Day için üç günlüğüne bir road trip yaptık. Madison, Devil’s Lake ve Wisconsin Dells’e gittik. Dönüşte İpek’in 5. sınıf mezuniyet komitesinde görevli oldum ve bu son iki hafta için bayağı bir iş verdiler bana.

12’sinde kızlarla birlikte Türkiye’ye gidiyoruz. Bir yandan onun hazırlıklarını yapıyoruz, ufak tefek herkese bir hediye götürebilmek için durmadan dışarıları geziyorum. Çünkü hiç belli olmuyor; bir bakıyorsunuz bir indirim olmuş, 25 dolarlık bir şeyi 5 dolara alabiliyorsunuz. Böyle bir beklenti ve umut insanı alışveriş manyağı yapıyor.

Bir yandan burada tanıştığım oldukça aktif ve hareketli Türk arkadaşlarla her gün bir plan, bir etkinlik peşindeyiz. Etkinlik dediğim de gün gezmesi; durmadan pasta, poğaça yapıyoruz. Defne’nin doğum günü geldi geçti. İpek’in yıl sonu konseri ve gösterisi var.

Diploma değerlendirmem geldi: Lisans ve yüksek lisans diplomalarım Amerika’da geçerli sayılmış. Şimdi öğretmenlik lisansı almak için başvuru aşamasına geçebilirim. Öyle işte, heyecanlı ve gümbür gümbür geçiyor günler.

Geçtiğimiz haftalarda iki tane altın gibi insanın hiç beklenmedik bir şekilde hayata gözlerini yumduğunu öğrendim. Ben eğlence planları yaparken insanlığımdan utandım. Hayatın acımasızlığına, belki de bizi kör eden açgözlülüğümüze kızdım. Her sabah uyandığımda aklıma ilk onlar geldi; boğazımda bir yumruyla hazırladım kahvaltıyı. Üzüntümün sebebi neydi tam olarak bilemedim. Çünkü hayatını kaybeden bu iki kişiyle de hayatımda hiç tanışmamış, konuşmamıştım. Biri çok sevdiğim bir arkadaşımın eşi, diğeri yine çok sevdiğim bir arkadaşımın kardeşiydi. Ölenler gençti, hayatlarının baharındaydılar, görecek daha çok günleri vardı. Her ikisinin de küçük çocukları vardı. Sanırım beni en çok bu etkiledi.

Sonra yine utandım; belki de onların başına gelenlerden çok, “ya bu bizim de başımıza gelirse” diye korkuyor ve üzülüyordum. Ölümün yanı başımızda olduğunun işaretiydi bu: bugün ona, yarın sana, kim bilir ne zaman hangimize…

Çocukların okullarında hikâye anlatmak için gönüllü oldum; geçen cuma günü okula gittim. Yüzlerce çocuk, veli ve öğretmen vardı orada doğal olarak, grup grup. Bazı çocuklar tekerlekli sandalyedeydi, yanlarında bakıcıları vardı. İçinde benim de bulunduğum o insan yığınına bakarken aklımdan bir şey geçti: Keşke bir ömür-metre olsa; ne kadar ömrümüz kaldığını bilsek de rengimiz değişse. Kırmızıya dönenler gidicilerden, yeşillerin daha çok zamanı var. Bilsek de ayılsak, bilsek de farkında olsak… Yoksa insan unutuyor; sonsuza kadar yaşayacağını sanıp menemenin içindeki yumurtanın beyazı az pişti diye hayıflanıyor, “Bu çay demini almamış” diyor, yağmurdan fönüm bozuldu diye üzülüyor. Oysa ne saç kalacak, ne de içilecek bir yudum çay…

Zaman varken, gün ışıkken, hâlâ nefes alabiliyorken ve ölüm gözlerini üzerimize henüz dikmemişken huzurla yaşamak lazım, keyifle yaşamak…

Yakınlarımı kaybetmekten çok korkuyorum ama bu korkunun bugünümü zehir etmesine izin vermemem gerekiyor. Tavsiyesi olan?

Leave a comment

Leave this field empty
This site is protected by reCAPTCHA and the Google Privacy Policy and Terms of Service apply.
Submit

0 Comments

Previous Post Next Post

Archive

Go

Hello! Let's create something great together! - vesileyilmaz1@gmail.com (262) 327 6206  
Crafted by PhotoBiz
Marbling Art Logo
CLOSE
  • HOME
  • MARBLING WORKSHOPS
  • FAIRE MARKETPLACE WHOLESALE
  • TURKIYE'DEN UZAKTA
  • GALLERY
  • ART BLOG
  • ABOUT
    • THE ARTIST
    • EBRU
  • CONTACT
ETSY