2017
Graduate diploma programı için 3 hafta boyunca başka bir okulda staj yapmam gerekiyor. Bunun bir haftası herhangi bir ilkokulda, diğer iki haftası da bir daycare centre’da (kreşte) olacak.
Benim salak köle zihniyetim, kreş stajını okul tatilinde yaparım diye düşünüyordu. Yani cuma günü karneleri vereceğim, pazartesi 0–5 yaş çocuklarla dolu bir kreşe gidip iki hafta boyunca kim bilir kaç saat gönüllü çalışacağım. Cuma günü kreşten çıkıp, pazartesi tekrar okula döneceğim.
Tabii bu arada kızlar okul tatilinde Camp Australia denilen tatil programına mecburen yazılacaklar; oraya da hatırı sayılır bir meblağ ödeyeceğim… falan filan.
Geçen gün kafamda bir ışık yandı.
Bu diploma programını tamamlamam okulun şart koştuğu bir şey. Öyle olunca müdür yardımcısıyla konuştum. “Benim üç haftalık stajım var, gitmem gerekiyor, ne yapalım acaba?” dedim.
Hiç tereddüt etmeden,
“Tabii ki gideceksin, study leave alacaksın. Sorun yok.” dedi.
Okul müdürü, gençliğinde paraşütçülük yaparken gözlerinden ciddi bir hasar almış, ameliyat oldu; eylülden beri yok. İdari müdür, bilinmeyen sebeplerden dolayı neredeyse 18 aydır bir gün geliyor, üç gün yok. Bir asistan, cok siradan bir kurs için staja gidiyor ve çarşambaları okula gelmiyor.
Ben ise “stajı nasıl yapacağım?” diye kendi kendime dertlenip duruyormuşum. Şimdi dönüp bakınca kendimi gerçekten çok salak hissettim.
İyi ki müdür yardımcısıyla konuşmuşum.
Dün bir de Steve Jobs’un “ASK” videosunu izledim. Şunu fark ettim:
İhtiyacım olan her şeyi aslında hiç çekinmeden söylemem gerekiyormuş.
Keşke bugüne kadar da hep böyle yapsaymışım.
Leave a comment
0 Comments